İYİ BAK

İyi gör. Bu kadar basit, bu kadar müsait. Nasıl bakarsan öyle dünya, tercih bakanda. Sen nasılsan öyle hayat. Bakışla var ettiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. İnanarak dünyayı değiştiriyoruz, kendimiz için. Bakışımız gerçeğimiz oluyor. Başkasını değiştiremiyoruz belki, ama onun değiştiğine inanarak, gerçeği inancımıza yorarak kişisel bir gerçek üretiyoruz. Güzel bir dünyada yaşamıyoruz, herkes iyi değil, ama tersi de değil. Dünya ve herkes “müsait,” şekillendirmek için.

Herkes kendi içinde apayrı bir dünyada yaşar. Herkesin kişisel inançları vardır ki bu inançlarla dış dünya kişi için bambaşka görünür. İnanç ve bakış öyledir ki kesin gerçekler inancı değiştirmez, inanç kesin gerçekleri kendine uydurur. İnanç dinden ibaret değildir, herkesin varsayımları, herkesin kişisel bir tarihi vardır. Beğeniler, tercihler, kişisel mitler ile bir iç dünya yaratılır ve hayata oradan bakılır.

Bakışında bir tarih vardır. Bakış insanın ve insanlığın tarihinden gelir. İnsanlık için iyi olanlar insanlık tarihinin, insan için iyi olan da bireyin ve insanlığın ürünüdür. Genlerimize kadar işleyen yaşantılarımız hoşlandığımız şeyleri etkiler. Yılanlar tüm insanları korkutur, çünkü insanlık tarihinde kötü bir yeri vardır. Baykuşlar için yılan yemektir, sevinç yaratır. Toplumun ürünü olan insan için her şeyin yavrusu tatlıdır, onlara kıyamayız. Ama bir aslan önce yavruyu avlayacaktır. Hedefler ve değerler kişisel tarihe olduğu kadar toplumsal tarihe de bağımlıdır.

Evrensel bir güzel yoktur, iyi de bulunamamıştır. Hayvanla insanın farklı değerleri insanlar arasında da vardır. İnsanlar arasında daha belirgin olan ise kişisel inançlar ve içinden baktığımız kişisel dünyamızdır. Sadece tarih ve sadece kişi ile bakamayız. Tarihimizde vahşet var, kötülük inanılmaz düzeylerde, bencillik bir sistem halinde. Kişisel bakış da kişiyi avutur, dış gerçekle sınanmadığında hayal kırıklığı yaratır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir