EN YAYGIN KONUŞMA YANLIŞLARI

EN YAYGIN KONUŞMA YANLIŞLARI

Kişiler arası iletişimde etkili konuşma birçok kilidin anahtarıdır.

İnsanları ikna etmeye, teşvik etmeye, motive etmeye, bilgilendirmeye çalışırken;

onlara talimat verirken, yetkinliğinizi gösterirken;

sevginizi ifade ederken, güven verirken;

liderlik ederken, bir krizi yönetirken, zor sorularla başa çıkmaya çalışırken;

polemiğe girerken, müzakere ederken, etkili ve doğru bir konuşma tekniği hayatidir.

Burada sadece diksiyon ve güzel konuşma gibi kavramlardan söz etmiyorum. Ucu retoriğe kadar uzanan geniş bir yelpazeden söz ediyorum.

Peki en çok nerede yanlış yapıyoruz? Bu oyunu neden kazanamıyoruz?  

            Nerede yanlış yapıyoruz?

  • Güzel ve etkili konuşmayı sadece bahşedilmiş bir yetenek olarak görmek
  • Çalışıldıkça kişinin kendini geliştirdiği bir disiplin olduğuna inanmamak
  • Eleştirel dinlemenin konuşma yeteneğini geliştirdiğinin farkında olmamak
  • Ses geliştirme çalışmalarını uygulamamak
  • Göğüs nefesini terk edip diyafram nefesine geçmemek
  • Ses telini zorlayarak kısıklık, polip, nodül gibi sorunlara zemin hazırlamak
  • Ses rahatsızlıklarını önemsememek
  • Uzun konuşmalarda sık sık su içmeyi ihmal etmek
  • Canlı ve enerjik konuşmayı, bağırmak olarak algılamak
  • Tekleyen, iyi çalışmayan bir konuşma aygıtıyla yol almaya çalışmak
  • Dil tembelliği ve dudak tembelliğini aşmak için çalışma yapmamak
  • Sözcükleri yanlış boğumlamak
  • Harfleri ve heceleri yutmak
  • Fonetik yanlışlar yapmak: ‘adam” ile ‘harf’teki a’ların, ‘sel’ ile ‘renk’teki e’lerin farkı gibi
  • Türkçenin de yazıldığı gibi okunmadığı bazı durumlar olduğunu bilmemek: Kağıt (kaat), teğmen (teymen), yapamayacağız (yapamıyıcaaz) gibi
  • Anlam ayırt edici vurguyu uygulamamak: Bodrum ile bodrum, YAPma ile yapMA örneğinde olduğu gibi
  • Kısa/uzun hece ayrımına dikkat etmemek: ‘İhraacaatı’ diye söylemek gerekirken ‘ihracatı’ diye söylemek / ‘İktisaadın’ diye söylemek gerekirken ‘İktisadın’ diye söylemek / ‘Yararı’ diye söylemek gerekirken ‘Yaraarı’ diye söylemek / ‘Hayır’ diye söylemek gerekirken ‘haayır’ diye söylemek
  • Renkli ve kolay anlaşılır konuşmayarak dinlemeyi zulme dönüştürmek
  • Kolay anlaşılır konuşmanın vurgu ve tonlamadan geçtiğini bilmemek
  • Konuşmanın etkisinin bazen tek bir sözcük, bazen de tek bir heceyi güçlü vurgulamaktan geçtiğini bilmemek
  • Dinleyicinin aklında tutması gereken asıl bilginin ancak vurguyla iletildiğinin farkında olmamak
  • Vurgusuz konuşarak dinleyicinin, en önemli bilgiyi ıskalamasına yol açmak
  • Sesin unsurlarında hiçbir değişiklik yapmamak yani monoton konuşmak
  • Artık hiçbir şeye şaşırmayan “cool” bireyler olarak monoton konuşmak
  • Akşam “Günün nasıl geçti?” sorusunu “İyi geçti.” diye geçiştirip dizilere ya da internete gömülerek, anlatım, tasvir ve diyaloğu iyice unutmak
  • Ebeveyn olarak masal anlatma görevini bile hazır kayıtlara devrederek, bir tonlama alıştırması  şansını daha tarihe gömmek  
  • Doğaçlama konuşmalarda kasılmak
  • Konuşma hızına değil düşünme hızına kapılmak
  • Doğaçlama konuşmalarda cümleden cümle doğurtmayı ihmal etmek
  • Doğaçlama konuşmalarda konuşma mimarisini akılda tutmamak
  • Doğaçlama konuşmalarda gövdeden yan dallara sapıldığında fazla uzatarak kaybolmak ve dinleyiciyi sıkmak
  • Doğaçlama konuşmalarda karmaşık bir giriş cümlesi arayarak hindi gibi düşünmek
  • Doğaçlama konuşmalarda basit ve açılmaya müsait bir giriş cümlesi seçmeyerek devamını getirmekte zorlanmak
  • Olaysal/olgusal konuşma dengesini tutturamamak
  • Konuşma cümleleri yerine yazı cümleleriyle konuşmaya çalışmak
  • Bitmeyen cümleler, bitmeyen paragraflar peşinde koşmak
  • Ağdalı ifadelerin işe yarayacağını sanmak
  • ‘Bir cümlede bir fikir’ kuralını benimsememek
  • Düşünme boşluklarını hep “aaa”lar, “ıııı”lar, “eee”lerle doldurmak
  • Es’leri konuşmanın gerekli ve doğal anları olarak görmeyip ayıp zannetmek
  • Aklımıza bir sözcük gelmezken bile mutlaka ağzımızdan bir ses çıkması gerektiğini sanmak
  • Liderlerin motivasyon kozu olan üçleme ve tekrarların gücünü ihmal etmek
  • Etkili bir göz teması kurmadan konuşmak
  • Yaygın Türkçe yanlışlarından kurtulmamak  
  • ‘Ne- ne-‘ kalıplı cümlelerde yüklemi olumsuz kullanmak
  • ‘Ne- ne-‘ kalıplı cümlelerde özne ile yüklemin arasında uzun ifadeler koyarak anlaşılmayı güçleştirmek
  • Yumuşama kuralına uymayan sözcükleri unutmak (evrak, hukuk, ahlak, stok, tasdik, teşvik gibi)
  • Düşmeye uğrayan sözcükleri unutmak (Akit akdi, devir devri, haciz haczi, mühür mührü, fesih feshi gibi)
  • Zor sözcüklerde çakılmak! (Egzoz, kurdele, dinozor, entelektüel, aperitif, restoran, doküman, antrparantez, inisiyatif, pardösü, akıbet gibi)
  • Zaten çoğul olan sözcüklere –ler –lar  eki getirmek (Evraklar, eşyalar, ebatlar gibi)
  • Sadece ‘artık’ ya da sadece ‘bundan böyle’ denmesi gerektiği halde ‘artık bundan böyle’ demek
  • Sadece ‘bu nedenle’ ya da sadece ‘bundan dolayı’ demek yerine ‘bu nedenden dolayı’ demek
  • ‘Bilmezlikten gelmek’ yerine ‘bilmemezlikten gelmek’ demek
  • ‘Bilim insanları’ ya da ‘iş insanları’ yerine ‘bilim adamları’ ya da ‘iş adamları’ diyerek dile yerleşmiş cinsiyet ayrımına katkıda bulunmak
  • “Çok değerli 3 TANE konuğum var” diyerek değerli konuklarına aslında patates muamelesi yapmak
  • Tevazu gibi bir sözcük varken mütevazılık demek
  • Nüans zaten ince fark demekken “İnce bir nüans farkı” demek

Bir önceki yazım olan  ‘Sunumlarda Yapılan En Yaygın Yanlışlar’da olduğu gibi burada da listeyi uzatmak mümkün. Ama şimdilik bu kadarı yeterli. Sonraki yazılarımızda bu konuları daha ayrıntılı ele alacağız. 

Hoşça kalın…

Bir cevap yazın